IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

 
Reply to this topicStart new topic
> 7 Türk şair Avrupa şiir antolojisinde

Grateful Dead
mesaj 22/05/2008, 00:10 AM
İleti #1



Kültür/Sanat Moderatör
Grup Simge

Grup: Moderator
İleti: 379
Katılım: 3/01/2008
Üye No: 28
İlçe Grubu: İstanbul Dışı



7 Türk şair Avrupa şiir antolojisinde

ABD’de “New European Poets” adıyla yayımlanan ve içlerinde Haydar Ergülen, Enis Batur, Lale Müldür, Mustafa Ziyalan, Sami Baydar, Seyhan Erözçelik ve Didem Madak’ın şiirlerinin yer aldığı antoloji, modern Türk şiirini ABD’li şiirseverlere tanıtıyor.



ABD’de Mart ayında “New European Poets” (Yeni Avrupalı Şairler) adıyla yayımlanan antolojide, yedi Türk şairin de İngilizceye çevrilen şiirleri yer aldı. Wayne Miller ve Kevin Prufer tarafından hazırlanan kitap, ABD’li şiirseverlere, yeni Avrupa şiirini tanıtmayı amaçlıyor. 22 bölgesel editörün katkıda bulunduğu eserde, 1970’ten sonra yayımlanan şiirler yer alıyor. Fransızca, Almanca, İtalyancanın yanında çeşitli yerel dillerden de çevrilen şiirler için 200 çevirmen emek vermiş. Antolojide Haydar Ergülen’in ‘Pomegranate’, Lale Müldür’ün ’311 series 2 (Turkish red)’, ’548 series 2 (blauwviolet)’, Enis Batur’un ‘F Minor-D-940’, ‘Dear Bartleby’ ve ‘Face-to-Face Conversation IX’, Mustafa Ziyalan’ın ‘Days’, Samis Baydar’ın ‘Gigi’, ‘Here It’s Coming’, Seyhan Erözçelik’in ‘From Rosestrikes’, Didem Madak’ın ‘Sir, I Want to Write Poems with Flowers’ adlı şiiri yer alıyor. NTVMSNBC, antolojiye giren şairlerle konuştu:

Haydar Ergülen
ŞİİRİN KITALARARASI BULUŞMASI

Şiirimin antolojiye seçildiğinden haberim vardı.



Çeviriyi yapan Murat Mehmet Nejat, ABD’de yaşayan Türk asıllı arkadaşımız, daha önce kendisi bir antoloji yapmıştı, ABD’de çıkan ve sadece Türk şiiri üzerine bir antolojiydi. Orada çağdaş yazarların şiirleri vardı. O kapsamda istemişler şiirleri.

Şiirimin antolojide yer alması hoşuma gitti tabii. Bizim de, başka Avrupalı şairleri okumaya ihtiyacımız vardı. Dergilerden takip ediyorduk ama topluca bir antoloji olması iyi bir şey. Türkiye’den çıkan şiirlerin ABD’li okurlara ulaşması adına da önemli bir çalışma. Keşke daha çok şair, daha çok şiirle yer alabilseydi. Tabii ki yedi yazar var, belki ileride daha da genişleyebilir. O yüzden mutluluk verici.


“Nar”

Haydar Ergülen, “Pomegranate” (Nar) adlı şiiriyle antolojide yer alıyor.

Kış büyük geliyor nara gidelim
soğudu günlerin yüzü nara gidelim
narın bir diyeceği olur da bize
açılır yazdan binbir sıcak söz
dilimiz kurudu burdan nara gidelim
narın bir evi var pek kalabalık
keşke biz de otursaydık orada
ev büyük geliyor şimdi her oda
bir ayrılık, çocuklar kapalı kutu,
bahçeler dağınık: Bir salkım üzümü
paylaşırken nasıl da bağ bahçe arkadaştık,
meğer yapraklarından saymaya başlamış
bahçeyi hırsız, bağ çıplak kalmış!
Narın bahçesine bir hoyrat girse
tenden önce dile yoksulluk düşer
dil üşümeden daha da üzülmeden ten
açılıp saçılsın bize nara gidelim;
ev ki nar gibi içiçe bahçe
kadın aşka bahçe, deli sarmaşık
tutunup aşkına hemen nara gidelim
Nârın elinden kopardık şu aşkı diyelim!


Didem Madak
OLAĞANÜSTÜ HAL ŞAİRİYİM




Şiirimin antolojide yer aldığını basından duydum. Nereden ellerine geçtiğini bilmiyorum ve şaşırdım. Yine de benim şiirimin girmiş olmasına sevindim.

Ben çok nadir şiir yazan biriyim. O da gerçekten şiir yazmaya ihtiyacım olduğu zaman. O yüzden kendime “olağanüstü hal şairi” diyorum.

ÇİÇEKLİ ŞİİRLERE TEPKİ
“Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!” şiirimi herhalde çiçekli şiirler yazmama birisi kızdığı için yazmışımdır. Çok kişi okudu ve çok sevildi.

Çiçekler çok kolay hayal edilebilen ve insanların gözünün önüne çok kolay gelebilen figürlermiş. Edebiyatta çiçekler hayal etmenin başlıca araçlarıymış.

Bu şiir, benim için de, aslında böyle bir şeyi de sembolize ediyor. Başka türlü bir hayatın temsilcileri. “Çiçekli böcekli şiirler yazar kadınlar” ifadesine karşı, ben de bunu yazdım. Ruhum açısından faydalı buluyorum böyle şiirleri yazmayı, şiirimde de söylediğim gibi.

Çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım!
Didem Madak, “Sir, I Want To Write Poems With Flowers!” (Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!) adlı şiiriyle antolojide.

“Zenciler prensesi olacağım.
Hayat işte asıl o zaman başlayacak”
Pippi Uzunçorap

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum.
Çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
Acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
Bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
Bir yağsam pahalıya malolacağım.
Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
Fakat korkuyorum. Birazdan da
Kırk üç numara ayakkabılarınızla
Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
Bu iyi olmaz bayım!

“Gün akşam oldu” diyorum
Ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
Cam kırıkları yiyorlar
Rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
Rengârenk yap-boz parçacıkları
Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
Hayır, sanırım sabahı bekleyemem
Bilmiyorum.
İnsanlar rüyalarını acilen anlatmalı.

On dört yaşındaydı ruhum bayım
Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
O ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
Sinemalarda da “organzm gıcırtıları” oynuyordu.
Kaçmaya çalıştım. Olmadı.
Bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
Neyse işte
Ben her filmi hatırlarım
Sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
“Sofi’nin tercihini” seyrederken çok ağlamıştım.
Öpüşen Guramilerle ilgili bir film yapsalar
Onu da mutlaka hatırlardım.
İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
Bir “eşya toplayıcısıyım” bayım.

Büyük gemiler de yok artık bayım
Büyük yelkenler de
Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
Bir gül, bir güle derdi ki görse
Yalan söylüyorum
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.

Mustafa Ziyalan
BENDEN BİR TOHUM...




Şöyle geldi bana: Benden bir tohum uçmuş, Murat Nemet-Nejat’ta fide olmuş, başkalaşmış, sonra da kendi başına, kendi serüvenine çıkmış; büyüyecek, başka dillere, insanlara, ülkelere rastlayacak...
Mustafa Ziyalan

Seçkinin Türkiye bölümünü Murat Nemet-Nejat yayına hazırladı. Şiirimin seçkide yer alacağını o benden yaşam öykümü isteyince öğrendim. Yenilerde de kitaba Washington’daki bir kitapçıda rastladım.

Şiirimin o seçkide, hele o şairlerin şiirleriyle, örneğin Didem Madak’in “Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!” şiiriyle birlikte yer almasına çok sevindim.

Sayıları saatları sana göre tanımlamalı
Mustafa Ziyalan, “Days” (Sayıları Sana Göre Tanımlamalı) adlı şiiriyle antolojide.

1
o birdir biriciktir

2
ötesi olmasa da yeter sayıların
saymaya ikimizi

3
çoğalmıyoruz, sayısı artıyor öpücüklerin

4
aynaya bakıyoruz

5
başkaları bitti, biz başlıyoruz

6
aydınlatıyorsun beni
alacakaranlık gözlerimi de

7
gecenin uzağısın gündüzün yakını

8
bana göre kemerini sıkmış bir sıfır -düzayak-
sana göre öpüşen iki sıfır -kanatlı füzyon-

9
birbirimize kilitlemiyoruz hiç birbirimizi

10
çemberle sopa gecenin güpegündüz çayırlarında

11
başkalarıyla ya da birbirimizle

12
dolunay varsa gelecek periler, yoksa biz getireceğiz

13
ben başka türlü seveyim sen başka türlü yat
küsmesin burnun darılmasın

14
ya öğle tatilinin sonu ya uyuduk uyuyoruz
ya da uyanıyoruz uyandıkça

15
bir kalacaktır hep biricik olacaktır

Lale Müldür
TÜRK ŞİİRİNİN TANITIMI İÇİN ÖNEMLİ




Şiirlerimin seçkiye nasıl dahil edildiğiyle ilgili aklımda hiçbir şey kalmadı, tamamen unutmuşum. Daha önce Murat Nemet -Nejat tarafından hazırlanan antolojide benden sık sık bahsediyorlardı, herhalde oradan almışlardır.

Antolojiye iyiler seçilmiş, o yüzden Türk şiirinin ABD’de tanıtılması için de önemli bir çalışma.

311 series 2 (Turkish red)
Lale Müldür, “311 series 2 (Turkish red)”, “548 series 2 (blauwviolet)” adlı şiirleriyle antolojide.

548 SERIES 2 (BLAUWVIOLET)
seni her düşünüşümde ümit burnundan geçen ve
kutupsal eksenle 8 derecelik açı yapan bir doğrunun
kutupsal denklemini buluyorum , blauwviolet.
bir kartal danseden iki kelebeğin altından
geçiyor.biri ıslak mao çimlerinin altına bir çi çift
inci küpe bırakıyor.şehitler siciline
buzdan bir g özyaşı düşüyor.pencere kırlangıç-
ları ve şehir kırlangıçları yollarını şaşırıp
kuzeye doğru göç ediyorlar ve kalbim her zaman
ço çok kırılgandır seni düşününce , blauwviolet.
sen sanki içimde sana aayrılan bir oodada
bir köşeye atılmış otları tutuşturuyorsun ve
gözlerim gizli bambu sandıklar gibi gizlerine
boyun eğiyorlar.bir toprak kabın barındırdık-
larından ötürü çatlaması gibi nedensizce
kendi kendimin geyik avına çıkıyorum ya da
çıkıyoruz.akrabalarımla vedalaşıyorum ve
uzun bir ırmak yolculuğuna çıkıyoruz,
blauwviolet sular taçlarımızı örtene dek...


311 SERIES 2 (TURKISH RED)
türk kırmızısı düşüncesini yapan
şairler abdallar ve gezgin aşıklar
eski devir görg üsünce hazırlanmış
bir içki sofrasına oturduğunda
turkish red
çocuk sultanlar selçuklu çinilerindeki
kırmızılara bakarak ağladığında
turkish red
istiridyenin yenme yöntemi & servisi
salona giriş & peçetelerin kullanılışı
sofra hizmetlilerinin giyiniş & davranışı
restorana giriş & restoranda oturuş
atnalı ziyafet masaları ve Fırat geceleri
gibi şeyleri düşündüğümde
turkish red
kulaklarında ay-yıldızlı küpeleriyle
oturan bir azeri kızı düşününce
the köprünün ışıkları ve onun suda
titreşen akisleri arasında
bağlantı kuruyorum
suyu hep bir kolye
köprüyü ay-yıldızlı bir beden olarak düşünüyorum
(*

_____________=türk

köprü

bir köprü gibi
kendimden ayrılıp
bir türk gibi ,kırmızı, ağlıyorum, turkish red

Seyhan Erözçelik
ALELACELE HAZIRLANMIŞ

Şairlerimizin “Yeni Avrupalı Şairler” isimli bir kitapta olması, elbette beni gönendirir.

Ne var ki, kitabı eksik buluyorum. Bana alelacele hazırlanmış gibi geldi. Yine de kitaba haksızlık edemem. Sonuçta, kitap kitaptır. Yenisi belki daha iyi olur.

KÜLTÜR BAKANLIĞI ŞİİRE ÖNEM VERMELİ
Aynı şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türk şiiriyle ilgili projesini de yetersiz ve eksik buluyorum. Seçilen isimler, edipler zaten çevrilmiş.

Bunun bir danışma kurulu yoluyla yapılmasını isterdim. İnanılmaz bir bütçesi olan bir bakanlığın bunu daha ciddi yapması gerekir.

Demem şudur: zaten bilinen insanlar bu projede varlar. Halbuki bilinmeyenlerin öne çıkarılması gerekir. Kendimden söz etmiyorum. Ciddiyet de bunu gerektirir.

Gülün Hançeresi
Seyhan Erözçelik, “Gülün Hançeresi” (From Rosestrikes) adlı şiiriyle antolojide.

Hançeremde saksağan var,
kalbimde sansar...
Yürüdükçe ürkerdi kadınlar...
Bir sağa, bir sola,
haykıra haykıra...
Ama benim sesim kısık artık.
Gültozları kaçtı boğazıma.
Diken battı topuğuma...
En ince yerimden vurulmuşum ben.
Hançeremde saksağan vardı,
kalbimde sansar...
Aya baktım, topuğumdan vuruldum.
İflah olmaz artık bu dert.
Kimse sevmez aysarları...
Gün doğuyorsa eğer.
Yani gün doğuyorsa eğer...
Şimdi hançerem saksağan,
kalbim sansar-
Gül yaprakları battı damarlarıma.
Sansar gözlerini kırpıştırdıkça
yapraklar yüzüyor kanımda.
Sansar kan pompalıyor gözleriyle,
sözleriyle...
Etözüm de bir gül gibi kuruyor.
Gül gibi.


Go to the top of the page
 
+Quote Post




Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 

Basit Görünüm Tarih : 7th September 2010 - 07:44 AM